Bilinçaltı Travması Nedir? Biraz Esprili Bir Bakış
Merhaba! Ben İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir genç yetişkinim. Arkadaş ortamımda, esprili biri olarak tanınırım ama… içimde her zaman her şeyi fazla düşünen bir kişi var. Hani bazen bir şaka yaparken, espriyi kafamda 10 farklı versiyona döndürüyorum ve sonra “Yok, dur, bunu hiç söylemeyeyim!” diye kendi kendime frenliyorum. İşte bugün, o tip kafa karıştırıcı düşünceleri bir kenara bırakıp “Bilinçaltı travması nedir?” sorusuna eğlenceli bir bakış açısıyla yaklaşacağız.
Bilinçaltı travması nedir diye soranlar, işte bu yazı sizin için. Hadi gelin, bunu biraz eğlenceli bir şekilde keşfedelim.
Bilinçaltı Nedir, Travma Ne Alaka?
Öncelikle “bilinçaltı” kelimesinin ne anlama geldiğini bir çözümleyelim. Bilinçaltı, bizim farkında bile olmadığımız düşüncelerimizin, duygularımızın ve anılarımızın saklandığı bir zihin bölgesidir. Yani, “Bilinçli ben” tam da şu anda yazı yazan, kahvesini yudumlayan, “Şu an ne yazıyorum?” diye düşünen kişi… Ama “Bilinçaltı ben” ise, eski sevgilinin son mesajını unutamadığı için her gece rüyasında onu görmeye devam eden, komik bir şekilde ağlayan, ama kimseye belli etmeyen kişi.
İç sesim: “Evet, benim de bilinçaltımda birkaç travmam var, şu an yüzümü çok güldürebilecek konulardan biri ama hadi dur, ciddi olalım.”
Şimdi gelelim “travma”ya. Travma, kötü bir olayın, şiddetli bir stresin veya korkunun, insanın duygusal sağlığı üzerinde uzun süreli olumsuz etkiler bırakmasıdır. Kimi zaman bu travmalar, fark etmeden bilinçaltımıza gömülür. Yani bir noktada, birisi size “Bilinçaltı travması nedir?” diye sorduğunda, aslında fark etmediğiniz bir stres kaynağından bahsediyorsunuz demektir.
Evet, şimdi işler biraz kafa karıştırıcı olmaya başladı değil mi? Bir tarafta bilinçli halim, diğer tarafta bilinçaltı halim ve sonunda bir “travma”. Hadi, bu konuda biraz derine inelim.
Bilinçaltı Travması, Aslında Ne Anlama Geliyor?
Düşünsenize, küçükken çok sevdiğiniz bir oyuncağınızı kaybetmişsinizdir ve bunun üzerinde neredeyse hiç düşünmediniz. Ama, günün birinde bir mağazaya gittiğinizde, yıllar sonra aynısını gördünüz. O an, sanki o kayıp oyuncağı yeniden bulmuş gibi hissettiniz. Şu anda bu anıyı hatırlıyor olabilirsiniz, ama bilinçaltınız yıllardır o kaybolan oyuncakla ilgili hissettiklerinizi saklıyor olabilir. Bunu hatırlamıyorsunuz ama vücudunuzun verdiği tepki, o olayın hala bir travma etkisi yarattığını gösteriyor.
İç sesim: “Hadi ya, şimdi de çocukluğuma mı döneceğiz? Ne olacak yani, oyuncak kaybetmişim, hadi ama!”
Şaka bir yana, bilinçaltı travmaları bazen o kadar derin olabilir ki, farkında bile olmayabiliriz. Çoğu insan, travmalarını günlük hayatlarında yaşadığı küçük huzursuzluklar, depresyon belirtileri veya kaygı bozuklukları olarak fark eder. Ama bunlar, bilinçaltının gizli odalarındaki eski anıların tetiklediği şeylerdir.
Bilinçaltı Travmalarının Günlük Hayattaki İzdüşümleri
Hadi bunu biraz daha somutlaştıralım. Diyelim ki, bir arkadaşınızla buluşmak için plan yaptınız ama birden ertelendi. Normalde bu durumu rahatlıkla kabul edebilirdiniz. Ama bir anda, sinirleriniz bozulur, kendinizi “Neden hep ben mi bekliyorum?” gibi düşünceler içinde bulursunuz. Oysaki aslında hiçbir şey, bu kadar büyük bir tepkiyi gerektirmiyor. Buradaki tepkinin kaynağı, geçmişte yaşadığınız bir travma olabilir.
İçimdeki “fazla düşünen” tarafım, derinlere inip, “Bu tepkinin kaynağı ne olabilir? Acaba çocukken kimse beni beklemedi mi?” diye düşünüyor. Tabii, şaka bir yana, bazen basit bir gecikme bile bilinçaltı travmalarını tetikleyebilir.
Arkadaşım Burak: “Abi, bir şey diyeceğim, en son sinemaya ne zaman gittik?”
Ben: “Ah, Burak, biliyor musun, sinemaya gitmek bile bir travma. Her şey yerli yerinde, ama bir anlık hata yüzünden kaybolan biletler… Geçmişin yarası!”
Bilinçaltı Travmasının İki Tarafı: Anlayış ve Kabullenme
Şimdi de “Bilinçaltı travması nedir?” sorusuna biraz daha kişisel ve duygusal bir açıdan bakalım. Genelde, bir travmanın etkisini ilk başta fark etmezsiniz. Düşünsenize, yıllarca hayatınızı en rahat şekilde sürdürürken, bir anda bir olay sizi sarsar ve eski anılarınızı hatırlatır. İşte o an, bilinçaltınızda bir şeyler uyandırmış olur. Ve genelde insanlar, yaşadıkları bu etkileri fark etmekte zorlanırlar.
Bu da benim gibi “fazla düşünen” biri için enteresan bir durum: “Yaşadığım şeyin farkında mıyım, gerçekten?” İşte burada kabullenmek ve travma ile yüzleşmek gerekir.
Yüzleşme: Bilinçaltıyla Rövanş Mücadelesi
Bilinçaltı travmasıyla başa çıkmak, bir bakıma eski bir dövüşçüyle rövanş maçına çıkmak gibidir. İster inanın ister inanmayın, bilinçaltınızla yüzleşmek çoğu zaman zordur. Kimi insanlar geçmiş travmalarını bir tür “savunma mekanizması” olarak gizler ve bununla yaşamaya başlar. Ama işin komik tarafı şu: Bu gizli travmalar, her an kendini belli etmeye çalışır.
Mesela, annemin bana her zaman “Sen büyüdüğünde çok takılmaman lazım” demesi… O kadar iyi niyetli ki! Ama şimdi, o cümleyi duyduğumda içimde küçük bir sinir patlaması oluyor. Çünkü bilinçaltım, “Ama ben hala çocuk muyum?” diye soruyor.
İç sesim: “Hadi ya, dur, gerçekten de fazla mı büyüdüm? Neden acaba? Neyse, büyümenin başka anlamları da var, değil mi?”
Bilinçaltı Travmasıyla Baş Etme Yöntemleri
1. Kendi Kendine Şefkat Göster: Bilinçaltı travmasıyla başa çıkmanın ilk adımı, kendinize şefkat göstermektir. Hadi, biraz rahatlayın ve üzülmeyin. Eski travmaların yerini almak için, yeni güzel anılar biriktirin. Bu da benim için çok önemli bir ders: Geçmişin izinden çok, bugünün ve geleceğin tadını çıkarın!
2. Meditasyon ve Farkındalık: İç sesimi biraz daha sessiz tutmak için, meditasyon yapmayı deneyebilirsiniz. Bunu başlangıçta zor bulabilirsiniz ama zamanla bilinçaltınızdaki o karanlık köşelerden ışıklar çıkmaya başlar.
Sonuç: Bilinçaltı Travmasıyla Tanışmak
Sonuç olarak, bilinçaltı travması nedir sorusunun cevabı, aslında her birimizin içindeki gizli derinliklere dayanıyor. Kendi bilinçaltı travmalarınızla yüzleşmek, zor olsa da mümkün. Ve bu yazının sonunda hatırlatmak isterim ki, hayatta bazen gülmek, şaka yapmak ve rahatlamak da bu tür derinliklerden çıkmanıza yardımcı olabilir. Çünkü, kim bilir, belki de bilinçaltı travmasıyla barışmak, en çok güldüğünüz anlarda mümkün olacaktır.
İç sesim: “Evet, şimdi gülümsedim, demek ki her şey geçer!”