İçeriğe geç

Kışın kaşa gidilir mi ?

Kışın Kaş’a gidilir mi? Bir yolculuğun cevaba dönüşen hikâyesi

Bazen bir soru, bir bavuldan daha ağırdır: “Kışın Kaş’a gidilir mi?” Bu cümleyi ilk kez duyduğumda aralık ayının keskin soğuğu, pencerenin ardında ince ince yağan yağmur ve elimde buharlanan kahve vardı. Gidilir mi? Gidilmez mi? Bu sorunun cevabı haritada değil, bir yolculuğun içinde gizliydi. Ve işte o yolculuk, iki insanın—biri çözüm odaklı, diğeri kalpten konuşan—hikâyesinde şekillendi.

Plan yapan akıl: Emre’nin haritası

Emre için seyahat, daima bir proje gibiydi. Kışın Kaş’a gitme fikri ilk onun aklına geldiğinde bilgisayarını açıp hava durumundan konaklamaya kadar her detayı hesaplamıştı.

“Ocakta ortalama sıcaklık 15 derece civarında. Deniz soğuk olur ama yürüyüş rotaları aktif. Oteller sezon dışında yüzde 40 daha ucuz,” diye sıralıyordu verileri.

Onun için mesele duygusal değil, stratejikti: sessiz yollar, boş sokaklar, daha ucuz fiyatlar ve plansızlığa yer bırakmayan bir rota.

“Yazın kalabalıktan yürüyemediğimiz Likya Yolu’nu düşün,” dedi. “Şimdi sadece rüzgârla yarışırız.”

Emre’nin bu yaklaşımı, “gidilir mi?” sorusunu teknik bir plana dönüştürmüştü. Ama bazen planlar, kalbin neden gitmek istediğini anlatmaya yetmez.

Kalpten gelen çağrı: Elif’in hikâyesi

Elif için mesele sıcaklık ya da fiyat değildi. Kaş onun için bir yerden çok bir his demekti. Yazın turuncu gün batımlarına karışan kahkahalar, çiçek kokulu sokaklarda yürürken hissedilen huzur…

“Biliyorum denize giremeyiz,” dedi gülerek. “Ama belki sahilde montlarımızla oturur, sessizliği dinleriz. Belki çarşının bomboş sokaklarında elimizi tutan rüzgâr olur.”

Elif’in gözünde kışın Kaş, bir kaçış değildi; bir dönüştü. Şehrin gürültüsünden, kalabalığın beklentilerinden, mevsimlerin kalıplarından uzaklaşmanın bir yoluydu.

“Belki de Kaş’ı en çok kışın tanırız,” dedi. “Çünkü o zaman kendisi olur.”

Yola çıkış: İki bakışın kesiştiği an

Ve bir sabah bavullar hazırlandı. Termoslar kahveyle doldu, harita Emre’nin çantasına girdi, Elif’in not defteri de yanına alındı. Antalya’ya giden otobüsün camından dışarı bakarken, yağmur damlaları rüzgârla dans ediyordu. Belki de bu seyahat, ne kadar gidilip gidilmediğini değil, neden gidildiğini gösterecekti.

Kaş’a vardıklarında ilk şaşkınlık, sessizlikti. Yazın kıpır kıpır olan çarşıda şimdi sadece birkaç dükkan açıktı. Sahilde yürüyen üç beş insan, rüzgârla savrulan birkaç yaprak… Ama bu sessizlik, eksiklik değil huzurdu.

Emre, bomboş patikalarda yürüyüş rotalarını keşfederken coğrafyanın gerçek yüzünü görmenin mutluluğunu yaşadı. Elif, çay bahçesinde yalnızca iki kişiye hizmet eden yaşlı adamla uzun sohbetler etti. İkisi de aradıklarını bulmuştu—biri stratejide, diğeri duyguda.

Kaş’ın kış yüzü: Dinginlik ve derinlik

Kışın Kaş, yavaşlar. Deniz koyu bir maviye bürünür, sokaklarda adımlar yankılanır. Turist kalabalığı çekildikçe şehir, yüzünü yalnızca dikkatle bakanlara gösterir.

Büyük oteller kapanmış olabilir, ama küçük pansiyonlar sıcacık soba kokularıyla karşılar sizi. Restoranlar azdır ama her tabak özenlidir. Günler kısa ama zaman uzundur. Ve en güzeli, hiçbir şey sizi acele ettirmez.

Bir akşamüstü Emre ve Elif, sahilde oturup gün batımını izlerken, yazın orada oldukları zamanki hâllerini hatırladılar. Gürültü, kalabalık, acele… Şimdi ise sessizlik, dinginlik ve bir parça yalnızlık vardı. Ve ikisi de anladı: Bazen şehir değil, mevsim size kendinizi gösterir.

Sonuç: Gidilir, hem de neden gidilmesin?

“Kışın Kaş’a gidilir mi?” sorusu artık bir soru olmaktan çıkmıştı. Çünkü mesele hava sıcaklığı değil, ruh sıcaklığıydı.

Evet, denize giremeyebilirsiniz.

Evet, bazı dükkanlar kapalı olabilir.

Ama doğanın en çıplak hâlini, insanların en samimi yüzünü, zamanın en yavaş akışını görebilirsiniz.

Kaş, yazın sizi eğlendirir ama kışın size kendinizi anlatır.

Son söz: Sıcaklık derecesi değil, ruhunuzun ısısı

Kışın Kaş’a gitmek, bir tatilden çok bir deneyimdir. Erkeklerin planlı bakışıyla, kadınların sezgisel yaklaşımı birleştiğinde ortaya çıkan şey, sadece bir rota değil, bir keşiftir.

Peki siz hiç kışın Kaş’a gittiniz mi? Gittiyseniz orada sizi en çok etkileyen ne oldu? Gitmediyseniz, sizi durduran şey gerçekten hava mı, yoksa alışkanlıklar mı?

Cevabı belki de bavulunuzu toplayıp yola çıktığınızda bulacaksınız. Çünkü bazı sorular, sadece yaşanarak cevaplanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbetilbet mobil girişbetexper yeni giriş